torpilsosyalnazargüzelgüneş
Sosyal ağlardan oldukça uzaklaşmışım bu aralar. Ders saatinin gelmesini beklerken zamanı değerlendirmeliyim diye düşündüm :)
Ufak bi sorunum var, bi bahsedip geçicem. Staj ayarlama, iş bulma olayları hep torpille dönüyor ya sinir oluyorum! Kendimi parçalamama rağmen hala halledememiş olmam ..
Neyse.
Havalar da pek güzel bu aralar, aman nazar değmesin :)
mutlu olmalı kazıklanınca..
Hiç bir sorun yok. Her şey toz pembe. Peki hayat hep böyle mi sürüp gider ?
Hayır. Vardır başını ezmek isteyen.
İşte bu noktada tecrübe konuşur.
Peki tecrübe nasıl kazanılır ?
Kazıklanarak.
Gerizekalı bir çalışanın seni götüyle dinlemesi, işe yaramaz fotokopilere 50tl ödettirir sana. Koyarsın tecrübeni cebine, devam edersin yoluna.
Peki ya insan ilişkileri ?
Tecrübe edinmek istemem bu konuda.
kim demiş
ne de güzel soru sordun Kenan Işık. Paylaşmadan duramayacaktım.
“rüyaların yapıldığı maddeden yapılmayız biz ve uykuyla çevrilidir küçücük hayatımız.”
kim demiş
w. shakespeare demiş.
.
bir şeyler söylemeli mi ? şimdi
var mı dinleyecek cesareti olan birisi ..
bilmiyorum.. belki de
yanılgı sadece hepsi.
Snowboarders make history by becoming first to conquer vertical Alaskan slope
bunun adı çılgınlık.
Her söylediğinize inanıyorum sanmayın.
Huzurlu insan ilişkileri için görmezden gelmeli bazen..
çıldırayazmış insanmıymış
otoyolda, çevre yolunda insanlar yere taş döşerlermiş. köprünün üzerine çıkıp arabaların camına taş, yumurta atarlarmış. arabanın önüne geçip durdurmaya çalışırlarmış. arabanın tekerleklerini patlatırlarmış. sende “n’oluyo len” diye durup indiğinde zarar verirlermiş, arabanı çalarlarmış. böyle zamanlarda asla durmayıp arabanın gittiği yere kadar devam etmek lazımmış. arabanın önünü keseni ezip geçmeliymiş, yoksa sana zarar verirmiş. babam iyice tembihledi yine bugün.
yani neymiş, köprü altlarında Özlem’in karşısına çıkılmayacakmış. ezer geçermiş.
bi sıkıldım bi bunaldım ben bugün. kafam da karışık azcık. yanlış bi şeyler mi yapıyorum acaba.
biri olsa. aklımı okusa. yol gösterse.
öyle işte.
gereksizinsanpopülasyonu
uykum kaçtı.
yazmadan duramazdım.
dünyada milyonlarca saygısız insan var. kendini bilmeyen. sonunu düşünmeyen. sınırlarını çizemeyen. kendini bi bok zanneden.
herkes karşılaşır bu insanlarla. arkadaş olur, sevgili olur, dost olur, düşman olur.. olur bi şeyler.
ama ben kotamı doldurdum bence. yeter artık. daha fazla saygısız insana tahammülüm yok.
eline koluna diline kendine hakim olamıyorsa
çeksin gitsin.
jingle bells jingle bells jingle all the way
Her şey tamam. E peki yeni yıl yazısı yazmadan olur mu ..
2011’in dedikodusunu yapalım azcık. Evet 2011 güzel anlar da yaşattın, kötü duygularda. Yeni insanlar tanıdım sayende, eski arkadaşlarda.
Peki mutlu ettin mi beni 2011? Nankörlük etmemeli.. Milyonlarca annesiz babasız çocuk var sokaklarda. Depremde yangında sevdiklerini kaybedenler.. Annem ve babam hala benimle. Daha ne isteyebilirim ki.
Peki mutsuz ettin mi beni 2011? Hemde çok. Ne çok giden oldu hayatımdan. Ne çok ödün verdim kendimden..
İşte bu yüzden
2012
ya aslında demem o ki
güzellikler getir hepimize 2012.
mutluluk, sağlık, başarı, huzur..
azcık akıl azcıkta mantık ver bana.
bi de insanları şipşak tanımak için sihirli güçler..
‘keşke’siz bir yıl olsun, daha da bi şey istemem :)
bi de
“yeni yıl hayallerimize daha fazla yaklaşmamıza vesile olsun =)”
özledim..
Sabahları Charlie’yle uyanmayı.
Sonu gelmeyen parklarında dolaşmayı,
Manzarana bakıp hayaller kurmayı..
Yağmurunu bile özledim Londra.
Çok ağladım, çok şikayet ettim, çok eğlendim, yaşadığımı hissettim.
Şimdi
içimde bir yerlerde
yine kaçmak isteyen bir ben var.
Yeniden ağlasam, şikayet etsem, eğlensem, yaşadığımı hissetsem ?
Anlayın istiyorum
surat asmak, suçlamak, trip atmak beni elinizde tutabilceğiniz anlamına gelmiyor.
Çok zor değil ki birine değer verdiğini göstermek..
bunu sevdim :)
Hani bazen durakta belli bir otobüsü beklersiniz ya; on dakika, on beş dakika, yirmi dakika beklersiniz gelmez.
Bu arada başka alternatiflerde geçer ama binmezsiniz. Ne de olsa “beklemişsinizdir o kadar” boşa gitsin istemezsiniz.
Sormayın artık bana. Herhangi biriyle değil, beklediğime “değecek” olanla devam etmeliyim bu yola.Durakta yaşlanmak olsa da işin ucunda.
Can Yücel
ÖZeleştirimtırak :)
İnsan kendini bilmeli.
Bende de azıcık şımarıklık var işte. Her istediğimi elde etmeliyim. Kesinlikle para odaklı değil bu bahsettiğim. Çok sevdiğim bi insanın ilgi odağı değilsem, çıldırıyorum mesela ben. Benim yanımdaysa tam anlamıyla bana ait olmalı o kişi. İlgi arsızıyım işte yapcak bi şey yok.
Birazda bencillik var galiba. Gerçekten zaman geçirmek istediğim, benim için çok değerli insanlar var. Ama kendime ayırmaya çalıştığım zamanı paylaşamıyorum. Hele şu sıralar öyle çok yoruluyorum ki, kitap okumak gibi basit bir eylemi bile gerçekleştiremez oldum.
Bu yazıyı okuyupta ‘evet bende bir Özlem mağduruyum’ diyen arkadaşlarıma özrü bir borç bilirim. Düşünmeyin ki benim için değersizsiniz. Benim beceriksizliğim zamanı ayarlayamamak.
Bu kadar özeleştiri yeter sanırım.
A pardon az kalsın unutuyordum, bazılarına da gereğinden fazla değer verdiğim olabiliyor. Salaklığıma verin.
Neyse
ne demiştik
biraz şımarıklık biraz da bencillik.
Tek çocuğum ya ben, ondan bütün bunlar.







